Haber

Deprem bölgesinde görev yapan arama kurtarma görevlisi Merve Özkorkmaz: Tüm sorumlular istifa etsin

Maraş’ta meydana gelen ve 10 ilde yıkıma yol açan depremlerin ardından bölgeye giden AFAD Sakarya ekibinde yer alan Merve Özkorkmaz, 6 günlük çalışmanın ardından Sakarya’ya döndü.

Özkorkmaz dönüşünün ardından Twitter hesabından paylaşımda bulundu. Özkorkmaz, bölgedeki izlenimlerini yazarken, “Bu durumda payı olan, imzası olan her kişi, acil bir durumda bağımsız hareket etmesi beklenen AFAD’ı bekleyen bürokrasiyi zorlayacak kadar vasıfsız hale getiriyor. saatlerce imzalar, kararlar ve yazılar, ülke halkından özür dileyerek. İstifa etmek zorundalar” dedi.

Merve Özkorkmaz’ın sosyal medyada gündem olan paylaşımları:

“Adım Merve Özkorkmaz. 6 Şubat Pazartesi sabahı deprem bölgesine ilk ulaşan ekipte arama kurtarma ekiplerinden biriyim.

Bölgeden bir ekiple paylaştığım fotoğraf ve videolardan sonra yerli ve yabancı gazeteler ve kanallar günlerdir benden röportaj vermemi istiyor ama medyanın en ufak bir çarpıtmasını kaldıracak ortam olmadığı için size anlatacağım. kendimi işlemek

EĞİTİM ALMAYA KARAR VERDİM

2021 yılının Temmuz ayında başlayan orman yangınlarını ve ardından Ağustos ayında Kastamonu’da yaşanan sel felaketini çaresiz ve dayanamaz bir halde görünce arama kurtarma girişimim başladı.

Eğitim alabileceğim birçok STK olduğunu gördüm ama ‘yaşadığım yere dışarıdan yardım gelmesini beklerken mahallede örgütlenme fikrini savunan’ bir gruptan eğitim almaya karar verdim.

Yaşadığım yer olan Sakarya’da en az 30 kişilik bir ekip olmamızı istediler bu tarz bir eğitim vermek için gerekli duyuruları yaptım, kurumlarla görüştüm, sayıyı tamamladım ve eğitimlere başladım.

‘SAHA UYGULAMALARIYLA 6 AYDA TAMAMLADIK’

Stres yönetimi, kriz planlaması, mahalle afet merkezi kurulumu, halatlı kurtarma, yatay dikey yaralı taşıma sistemleri, enkaz hiltisi, elektrikli testere, jeneratör kullanımı, enkazda güvenilir bir geçit inşası, afet lojistiği, sel ve sel arama kurtarma, yangın ve mesken kapsamlı ilk yardım eğitimlerini saha uygulamaları ile birlikte 6 ayda tamamladık.

Deprem sabahı Sapanca grubundan 5 kişi merkez ekiplerle koordineli olarak yola çıktı.

Ben 99’da 7’nin üzerinde sarsıntı yaşayan ve binamızın çatısının çökmesi sonucu karanlıkta kısmi harabe halinden çıkmış bir depremzedeyim. Yarım günde askerlerin çadır kurulumunu tamamladığını, çadırlarda sobayla ısındığımızı, karnımızın sıcak yemekle dolduğunu, ertesi sabah Kızılay battaniyesiyle yattığımı hatırlıyorum.

Kafamda bu senaryo ve yeni öğrendiğim arama kurtarma bilgileri ile yola çıktım. Plan, bölgeye en kısa sürede uçakla nakledilmekti. Karlı İstanbul yolunda aracımızla bir kazadan kurtulduk ve inanılmaz bir hızla havalimanına vardık.

‘AKTİF AFAD BİNASININ NEREDE OLDUĞUNU KİMSE BİLMİYOR’

Havalimanındaki tüm güvenlikten saniyeler içinde geçtik ama uçağa transferimiz ve kalkışımız 2 saat sürdü. Seyahat ve iniş 2 saat daha. Gaziantep Havalimanı bölgede ayakta kalan tek iniş alanı olduğu için buraya indik, otobüslere bindirilerek Gaziantep afet merkezine yönlendirildik.

Afet merkezini bulmamız 2,5 saatimizi aldı çünkü tahliye edilen ve taşınan 2 farklı yere yanlış gittik ve aktif olan AFAD binasının nerede olduğunu kimse bilmiyordu. Bu saatlerin sonunda üçüncü lokasyondaki binaya geldik ve sevk edileceğimiz yere kadar otobüste 1 saat bekledik.

Gaziantep’in Islahiye ilçesine yönlendirildik. Yolda trafik vardı, yakınlarına ulaşmaya çalışanlar ve şehirden kaçmaya çalışanlar yolu trafiğe kapattı, çok sayıda araç yoldaki çatlaklardan geçemedi. Birbiriyle temas halinde olan çok sayıda sarsıntı olduğu için bölge yolları çift taraflı olarak kilitlendi.

Ambulanslar ve arama kurtarma ekipleri maalesef hareket edemedi. 1 saatlik ana yolu 4 saatte geçip İslahiye’ye döndük bu sefer yol üzerindeki köprünün yıkıldığını gördük. Otobüs arazi aracı olmamasına rağmen risk alarak depremden 14 saat sonra kriz merkezine ulaştık.

Yol boyunca hiçbir şey yapamamanın ıstırabından gözümüzü kırpamadık. Afet merkezine vardığımızda 1 polis arabası, bir tank ve bir portatif kamyon kapalı vaziyette bekliyordu.

‘POLİS BENDEN, BEN ASKERDEN, KRİZ MERKEZİ Jandarma’dan SU İSTEDİ’

Tuvaletler dolup taşıyordu. İçilecek su, yatacak yer, sarılacak battaniye yoktu. Polis benden su istedi, ben askerden, jandarmadan kriz merkezinde, kimsenin içecek suyu yoktu. Sadece jeneratör sayesinde elektrik vardı. Emir beklerken bize “Otobüste uyu, sabah çıkacaksın” denildi.

Antrenmanlarda saniyelerle yarışırken gerçek bir felakette ‘Uyku’ komutunu aldık. Yıkılan binaların tespiti ve gelen ekiplerin dağıtımı yapılamadı, bürokratik yazı ve imzalar beklendi, acil bir durumda dahi işlem yapılamadı.

‘YETKİ YOK, SORUMLULUK YOK’

AFAD’ın devlet bürokrasisi içinde nasıl işlevsiz kaldığını o an anladım. Birinci grup doğrudan bölgeye, kriz merkezine bile değil, mahallelere helikopter ve ekipmanla nakledilebilir, AFAD’ın çıkamadığı envanteri çok kısa sürede oluşturabilir ve makine hakkında bilgi verebiliriz. ve gerekli ekipman.

Hiçbir yetkilendirme yapılmadı, hiçbir sorumluluk alınmadı. Kar soğuğunda enkaza müdahale edemediğimiz dakikalarda uyuyamadım. Otobüsten inip sahadaki ekip başkanlarından bilgi almaya çalıştım. Neden sorularıma cevap gelmedi, kötü bir niyet yoktu, herkes birbirinin hızına boş boş bakıyordu, devlet destekli bir afet teşkilatının iş yapamaması ile karşı karşıya kaldım; ama aslında bu kurumu bu seneye kadar bu haliyle tutmak ve göz yummak kötü niyetti.

Sabah aç, susuz, uykusuz ve tuvalete gidemez halde bölgeye gönderildik. Görevli olduğumuz enkazda bir inşaat ustası ve birlikte çalıştığı inşaat personeli kazma küreği ile 5 kişiyi çıkardı, geriye sadece insan gücünün yetmediği çatı ve katları sökerek altındaki 20 kişiyi çıkarmak kaldı. . 30. saatteydik, sahadaydık ama ekipmanımız yoktu.

‘ÜÇÜNCÜ GÜN KOORDİNASYON HIZLANDI AMA KALABALIK ALAMADI’

Uçakla gidiyorsunuz arkadan göndeririz dediğimiz ekipmanlar karayollarının kilitli ve bozuk olması nedeniyle bize ulaşamadı. İkinci günümüz sadece saha analizi, enkazda ses kontrolü, enkaz yakınlarını sakinleştirme, onlardan bilgi alma ve mahalleden sağ kurtulanların bulduğu ekipmanlarla küçük girişimlerde bulunma ile geçti. Ekip ve mahalle halkı olarak çok üşüdük, su içemedik, sıcak yemek yiyemedik.

Üçüncü gün kriz merkezi kalabalıklaştı, adaptasyon hızlandı ama kalabalığa yetişemedi. Küçük vinçler ve küçük ekskavatörlerle çatıyı kaldırmak denendi ve başarısız oldu. İkinci gün enkazın altından gelen sesler kesildi. Köpek muayene edildi, ancak herhangi bir canlılık belirtisine ulaşılamadı.

Enkazdan hafif bir ceset kokusu yükselmeye başladı. Rüzgar çok olduğu için koku almayabilir denilerek enkaz sahamızın değiştirilmemesine karar verildi. Akşam kriz merkezine döndüğümüzde temiz bir portatif tuvalet vardı, portatif kamyon çalışır durumdaydı, 2 çadır kurulmuştu ve sıcak yemek pişiriliyordu. Ellerimizi ilk yıkadığımızda, ilk uyuduğumuzda.

İNŞAAT MASTER TÜM SÜRECİ YÖNETTİ

Dördüncü gün hemen hemen her cins ve ebatta makineler sahadaydı, yabancı ekipler gelip gidiyordu, ilk kez helikopter sesleri duyuldu. Tüm süreç aynı usta tarafından yönetildi, sadece güvenlik kaybı olan noktalara müdahale ettik.

Zaman zaman bize küstü, her seferinde onu ikna edip çevirdik. Enkaz altında yakınları da vardı. Yakınlarını bekleyenlerin sabrı taştı, önce bize sonra birbirlerine girdiler. İlk saatler ortamı yatıştırmak ve kolluk kuvvetlerinden takviye istemekle geçti. Tamamlandıktan sonra olabildiğince hızlı bir şekilde çatı kaldırılmış ve katların blokları bölünerek alınmıştır. Bu işlemler, aslına uygun formun altında yaşayan olası bireylere zarar vermemek için titizlikle ilerliyordu.

Enkazımızdan çıkarılan cansız bireylerin ceset ve uzuvları, yapılan incelemenin ardından ambulansla cenaze nakil araçlarına naklediliyordu. Beşinci gün hem arama kurtarma ekipleri hem de yardım etmek isteyenler İslahiye’ye akın etti. Yeni gelen yerli ve yabancı grupların sismik dinleme cihazları, termal kameraları, köpekleri, her türlü malzemeleri, bizden daha fazla uzmanlık ve tecrübeleri vardı.

Enkaz konumumuz değiştirilmişti. Uyuduğumuz ve işgal ettiğimiz yer, yediğimiz yemek utanç verici bir hal almış, yorgunluk ve tükenmişlik duygumuz kontrol edilemez hale gelmişti. Sapanca grubu olarak bölgeden ayrılarak yerimizi yeni arama kurtarma ekiplerine bırakma kararı aldık. Aracımızdaki ekipmanlarla dönerken İskenderun’da Bursa Yıldırım Belediyesi Park Bahçeler ekibinin yaptığı çorbayı içtik ve biraz sohbet ettikten sonra birlikte hareket etme kararı aldık. Birkaç batık gezdik ve birine teknik yardım sağladık.

Ertesi sabah üniversite bahçesinde ve merkezde yüzbinlerce ekip vardı. Yardımların lojistiği sağlandı, çadırlar ve tuvaletler kuruldu, yemekler yapıldı. Başka bir mahallede 6 katlı hasarlı bir apartmanın girişinde oturan ve iş nedeniyle evden çıkamayan bir ailenin evine risk almayacak kadar yakın bir yere çadır kurarak depremin altıncı gününde Sakarya’ya döndük. otistik çocuklar aidiyet krizi yaşıyordu.

MANZARADAN SOĞUK KALAMIYORUM

Bu deneyimlerden çıkarabileceğim şey, arama kurtarma görevlisi olamayacağımdır. Çocukluğum annem ve babamın işi nedeniyle hastanede geçti, yaralıları ve kanları görebiliyorum. Üniversitede mağaracılık yaptım ve klostrofobim yok.

Tüm eğitimleri eksiksiz tamamladım ancak ilk gün moloz altına girip sesli arama yaptım, kafa lambası ile delikten yaptığım taramada gördüğüm insan uzuvları karşısında metanetimi koruyamadım. Yerden girdim ve sanki nükleer bir saldırı olmuş gibi donan insanların olduğu sahneler. Bu kadar geç kaldığım için kendimi suçladım. Dışarıda bekleyen akrabaların önünde ağladım, ağladım.

‘GÖREVİMDEN BIRAKILDIM’

Yapmamalıydım, tüm arama ve kurtarıcılardan özür dilerim. Mahallede beni teselli eden insanları unutamıyorum. Arama kurtarma görevimi ve Sakarya grup liderliğini bırakıyorum. Burada bu işleri benden çok daha iyi yapabilen arkadaşlarım var. Bundan sonra lojistik, gıda ve organizasyon çalışmalarına devam edecek olsam da grupta yer alacağım.

Acil bir durumda bağımsız hareket etmesi beklenen AFAD kurumunu bürokrasiyi saatlerce imza, karar beklemeye zorlayacak kadar vasıfsız hale getiren aşağıdan yukarıya bu durumdan çıkarı olan herkes, ve mektuplar, ülke halkından özür dileyerek acilen istifa etmelidir.

Bu işleri bu kişilerden çok daha iyi yapabilecek uzman ve deneyimli kişiler bulunmaktadır. Bu işler sorumluluk ister ve bu sorumluluklardan biri de yanlış yaptığını kabul edip istifa etmek ve hataları önlemektir.

Yetkilileri son görevlerini yapmaya çağırarak sözlerimi bitiriyorum.

Dipnot: Bu yazıda ileri sürülen her iddiayı fotoğraf ve görsellerle, yer, zaman ve konumla belgeledim. Bu yazıda sadece görevlendirildiğim noktalarda yaşanan olaylar anlatılmaktadır.

yusufeli-haber.xyz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu